mns27
25 Takipçi | 16 Takip
18 05 2009

8li hadisler

Allah’ın buğz ettiği kimselerAllahü teâlâ, Kıyamette şu sekiz insana, çok buğz eder:1- Yalancıya,2- Kibirliye,3- Müslümanın yüzüne gülüp, içinden kin besleyene, 4- Allah ve Resulünün emrine yavaş, şeytanın isteklerine hızla koşana, 5- Hakkı olmadığı halde, en ufak bir dünyalığa, yeminle sahip çıkana,6- Söz götürüp getirene,7- Dostların arasını açana,8- Suçsuzun ayağını kaydırmak isteyene. (Ebu-ş-şeyh)Doymayan sekiz şeySekiz şey, sekiz şeye doymaz:1- Göz bakmaya,2- Yer yağmura,3- Kadın kocasına,4- Âlim ilme,5- Talip sual sormaya,6- Haris, mal yığmaya, 7- Deniz suya, 8- Ateş oduna. (M. Ç. Yâr-i Güzin)Aşağıdaki sözler kelâm-ı kibardır:Sekiz süsHazret-i Ebu Bekr-i Sıddık buyurdu ki:Sekiz şey, sekiz şeyin ziyneti, süsüdür: 1- İffet, fakirin süsüdür,2- Şükür, zenginliğin süsüdür, 3- Sabır, belanın süsüdür, 4- Tevazu, asaletin süsüdür, 5- Hilm, ilmin süsüdür, 6- Çok ağlamak, Allah korkunun süsüdür, 7- Başa kakmamak, ihsanın süsüdür, 8- Huşu, namazın süsüdür. (M. Ç. Yâr-i Güzin)Sekiz bağışHazret-i Ömer buyurdu ki:Sekiz şeyi yapan, sekiz şeye kavuşur:1- Lüzumsuz konuşmayı terk eden, hikmete kavuşur, 2- Lüzumsuz bakmayı terk eden, huşua kavuşur, 3- Lüzumsuz yiyip içmeyi bırakan, ibadetin lezzetini duyar, 4- Gülmeyi terk eden, heybet kazanır, 5- Mizahı terk eden, güzellik ve tatlılık kazanır, 6- Dünya sevgisini terk eden, ahiret sevgisini kazanır,7- Başkalarının ayıbı ile meşgul olmayı terk eden, nefsinin ayıplarını düzeltir,8- Allahü teâlânın zatını düşünmeyi bırakan, nifaktan korunur. (M. Ç. Yâr-i Güzin)... Devamı

06 09 2008

Çıkar ağzından baklayi" deyimin hikayesini biliyormusunuz?

Cıkar ağzından baklayi" deyimin hikayesini biliyormusunuz?* Vaktiyle çok küfürbaz bir adam yaşarmış. Zamanla kendineyakıştırılan küfürbazlık şöhretine tahammül edemez olmuş. Soluğu birtekkede almış ve durumu tekkenin şeyhine anlatıp sırf bu huyundanvazgeçmek için dervişliğe soyunmaya geldiğini söylemiş. Şeyh efendi bakmış,adamın niyeti halis, geri çevirmek olmaz, matbahtan bir avuç bakla tanesigetirtmiş. Bunlara okuyup üfledikten sonra yeni dervişe dönüp tembihetmiş:*-Şimdi bu bakla tanelerini al. Birini dilinin altına, diğerlerinicebine koy. Konuşmak istediğin vakit bakla diline takılacak, sende küfüretmeme isteğini hatırlayıp o an da söyleyeceğin küfürden geçeceksin. Baklaağzında ıslanıp da erimeye başlayacak olursa cebinden yeni bir baklayı dilininaltına yerleştirirsin. **Adamcık şeyhinin dediği gibi tekkede kalıp kendini kontrol etmeyebaşlar.Bu arada şeyh efendi de bir yere gidince onu yanından ayırmamaktadır.Yağmurlu bir günde şeyh ile derviş bir sokaktan geçerlerken bir evinpenceresi hızla açılır ve gençten bir kız çocuğu başını uzatarak, **- Şeyh efendi, biraz durur musun? Deyip pencereyi kapatır. Şeyh efendisöyleneni yapar, illa yağmur sicim gibi yağmaktadır. Sığınacak birsaçak altı da yoktur. Üstelik niçin durdurulduğunu henüz bilmemektedir ve kızda pencereden kaybolmuştur. Bir ara evin kapısına varıp kızın neistediğini sormak geçer içinden ve tam kapıya yöneleceği sırada kız tekrarpencerede görünür ve, **- Şeyh efendi, der, birkaç dakika daha bekleseniz...**Şeyh içinden "lahavle" çekse de denileni yapmamak tarikat adabınamugayir olduğundan biraz daha beklemeyi göze alır. O sıra da küfürbaz dervişkendi kendine söylenmeye başlamıştır. Yağmurun şiddeti gittikçe artmakta,bizimkiler de iliklerine kadar ıs... Devamı

02 09 2008

…40 (Kırk) Hadis…

…40 (Kırk) Hadis…Hadis-i şerifte: “Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, Allah Teâlâ onu alimler zümresinde haşreder…. Ben de kıyamet gününde ona şahid ve şefaatçi olurum” buyurulmuştur.İslâm âlimleri bu müjdeye erebilmek için eşitli konularda Kırk Hadisler derlemişler.Tarihte ilkönce kırk hadis derleyenin Kûfe’de oturan Merv’li Bilgin Abdullah İbn-i Mübarek olduğu bilinmektedir.İmâm Nevevi’nin bu geleneği devam ettiren elinizdeki eseri, en fazla yayınlanan ve üzerine şerhler yapılan bir eserdir. Ayrıca, merhum Ahmed Naîm’in tercüme ve üslûbuyla sunduğumuz bu eser, tercüme edildiği devrin dilini de vermesi bakımından bir önem arzetmektedir.1. Emirü’l-Mü’minin Ebû Hafs Ömer b. El-Hattâb (ra)’den:Demiştir ki, kendim işittim, Resûlullâh (sav) şöyle buyuruyordu:Ameller (in kıymeti) niyetlere bağlıdır. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan odur. Hicreti Allah’a ve Resülü’ne müteveccih olanın hicreti Allah’a ve Resûlullah’adır. Hicreti, eline geçireceği bir dünyaya veya nikah edeceği bir kadına müteveccih ise hicreti de gaye-i hicreti ne ise (dünya veya kadın) ona müntehidir. (Bu hadis-i şerifi, her biri İmâmü’l-muhaddisin olan Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâil b. İbrahim b. el-Mugire b. Berdizbe el-Buhari el-Cu’fi ile Ebü’l-hüseyn Müslim b. el-Haccac el-Kuşeyri En-Nisabiri kütüb-i musannifenin esahhı olup sahihayı denilen kibatlarında rivâyet emişlerdir.)2. Yine Ömer b. El-Hattâb (ra)’den:Demiştir ki, günün birinde Resûlullah (sav) Efendimiz’in huzûrunda bulunduğumuz sırada bir de baktık ki elbisesi bem... Devamı

02 09 2008

Bediüzzamandan güzel sözler

TevhidTevhid, en ehemmiyetli ve en halavetli ve en yüksel bir vazife-i kudsiye ve bir fariza-i fıtriye ve bir ibadet-i imaniyedir.İnsan bir yolcudur. Sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce getiremediği birşeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza, bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış.İnsan ve vazifesiKendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz olabilirsin.İnsan ebed için yaratılmıştır. Onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u edebiyedir.Dünya hayatıHayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.GençlikSizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik manen baki kalacak ve edebi bir gençlik kazanmasına vesile olacak.Dünyada gençliğe muhabbet, yani ibadette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi: dar-ı saadette edebi bir gençliktir.Yalnızca Allah'a dayanıp güvenmekEy insan! Eğer yalnız Ona abd olsan, bütün mahlukat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten istinkaf etsen, aciz mahlukata zelil bir abd olursun.Her kim kendisini Allah'a malederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah'a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah'a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve her şeyin Ondan olduğunu ve Ona r... Devamı

02 09 2008

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ'NİN HAYATIBediüzzaman Sait Nursi, 84 yıllık yaşamı boyunca dünya tarihinde çok az kişinin dayanabileceği kadar şiddetli bir zulme sabır göstermiş, hayatının son 30 yılı hapis ve sürgünlerde geçmesine rağmen İslam'a bağlılıktan vazgeçmemiş olan çok değerli bir mümindir. Geçmiş asrın insanlarını irşat etmek ve İslam dinini insanlara tanıtmakla Allah tarafından görevlendirilmiştir. Bu nedenle kendisinin ahlakını örnek almak, hayatını öğrenmek ve öğretmek her Müslümanın üzerine düşen bir sorumluluktur. Bediüzzaman Sait Nursi 1876 yılında, Bitlis'in Hizan kazasının Nurs köyünde, Sofi Mirza Efendi ve Nuriye Hanım' dan dünyaya geldi. Henüz 6 yaşındayken ilme merak sardı ve küçük yaşta iken tahsil için ailesinden ayrıldı ve bir daha da annesini hiç görmedi. Babasını ise son defa İşkodralı Tahir Paşa'nın yanında kaldığı yıllarda görebildi. Tağ Müderrisi Molla Muhammed Emin Efendi'nin yanında tahsiline başladı. Daha sonraları 1886 yılında Hocası Seyyid Nur Muhammed Efendi eşliğinde Arabi ilminin temeli olan gramer kitapları üzerinde çalışmaya başladı. Daha sonra buradan da ayrılarak bir müddet Vastan'da kalıp Doğu Beyazıt'a geçti. Beyazıt Medresinde üç aylık bir tahsil hayatı oldu. Beyazıt Medresesinde yirmi senede ancak tahsili mümkün olan ilimleri, üç ayda tahsil ve ikmal etti. Doğu Beyazıt’tan ayrıldıktan sonra Bağdat’a geçti. Önce Bitlis’e geldi ve burada iki sene kaldı. Daha sonra 1897 yılında kendisini Vali Hasan Paşa’nın davet etmesi üzerine Van’a gitti... Bediüzzaman bilimi çok önemli görüyordu bu nedenle eğitimin Türkiye'nin sadece belirli merkezlerine bağlı kalmadan Anadolu’nun her yerine ulaşması için hayatı boyunca u... Devamı

14 08 2008

RAMAZAN

Devamı

07 08 2008

Günümüzde cihad nasıl yapılmalıdır?

Biliyoruz ki İSLAM dininde cihadın yeri çok önemlidir.Ve çokta sevabtır.Her müslüman seve seve cihada çıkmak ister.Ama o eskidemi kaldı yoksa devam ediyormu.Cihad sadece at üstünde kılınçlamı yapılır yoksa daha farklı yolları varmı.İste bu önemli konu için alıntı yaptım inşallah yararlı olunur:::İnsan, sosyal bir varlıktır; yaratılıştan medenidir. Şahsi hayatını, ancak toplum hayatıyla devam ettirebilir. Yediği ekmekte, giydiği elbisede nice insanların emeği vardır. (1) Bundan dolayı insan, topluma şükran borçludur. Herbir fert, topluma yararlı çalışmalar yapmak zorundadır.Her insanın mahiyetinde, bitmez tükenmez arzular, kin, intikam gibi duygular olduğundan, tarihin hemen her devrinde toplumda bir takım sıkıntılar yaşanmıştır. Aklı başında olan insanlar, kötü duyguların mahkumu kimselerle mücadele ettiğinde, o toplum bir huzur toplumu olmuş, mücadeleyi terk ettiğinde, toplum bozulmuştur.Kur'an’da Yahudilerin Allah'ın lanetine uğradıkları anlatılırken, şu özellikleri nazara verilir:"... Bunun sebebi; isyan etmeleri ve haddi aşmalarıdır. Onlar, birbirlerini yaptıkları fenalıklardan alıkoymazlardı..."(Maide Sûresi,78-79).Yahudilerin başına gelenin, ümmet-i Muhammed'in de başına gelmemesi için, Resulullah pek çok uyarılarda bulunur. Mesela:" Sizden her kim bir kötülük görürse, eğer gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Yetmezse, diliyle düzeltsin. Onu da yapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buğz etsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir." (2)Mesela, TV yayınlarının kontrolünde devlet eldir. Programları tenkit eden yazarlar birer dildir. Fakat, el durumunda olanlar, sadece dil mertebesinde kalıyorlarsa, vazifelerini yapmıyorlar demektir. Konuşması lazım gelenler, sadece kalben buğz etmekle yetiniyorlarsa, imanın en zayıf mertebesindedirler anlamındadır. Şu hadis, bu noktada bi... Devamı

12 05 2009

mehmet akif ersoy (şiirleri)

ALINTIDIR... Devamı

12 05 2009

ÇİLE (necip fazıl)

ALINTIDIR... Devamı

12 05 2009

güzel şiirler

ALINTIDIR... Devamı

25 07 2008

MİRAÇ

Miraç gecesi, Yürüdü Resûlullah. Cebrail önde, Bir gece yüryüsüyle. Yürüdüler,Yükseldiler. Yükseldikçe Yükseldiler. Cebrail durdu birden. *Ya Resûlellah,benimle buraya kadar !* Efendimiz :*Niçin?* diye sordu. Burası Sidre-i Muntehadir. Bir adim daha atarsam yanarım kavrulurum. Allah Resûlu sordular : Nasil gidilir Sidre-i Muntehaya ? Cibril-i Emin cevap verdi : ASKLA ! Askla gidilir Ya Resûlellah ! Askla gidilir Ya Habibullah ! Askla gidilir Ya Nebiyyellah ! ... Devamı

25 07 2008

Seccade'nin Feryadı...

Gün ışımamış sabah yakındır Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştı.Bir iniltiyle uyandı adam.Etraf halen karanlıktı. İniltiyi rüya gördüğüne yordu. Dudakları susuzluktan çatlıyordu, öyle susamıştı. Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü. Tam uyumak üzereyken, aynı inleme sesi tekrar kulaklarını tırmalamaya başladı. Ama rüyamıydı uyanık mıydı farkında değildi. Sesin geldiği yöne doğruldu. O an rüyada olduğuna iyice emin oldu. Çünkü duyduğu sesin sahibi evin tek seccadesiydi. < Adam şaşırdı ve korkulu bir sesle < -İnleyen sen miydin? -Evet dedi seccade -Niçin ağlıyorsun? Seccade yine içe işleyen bir sesle: - Seni uykundan uyandıran susuzluğunu, doyuncaya kadar, su içerek giderdin. Oysa benim susuzluğumu giderecek kimsem yok! - Nasıl susarsın, sen canlı bile değilsin dedi adam. Seccade: - Benim ihtiyacımda bir nevi sudur ama içtiğin değil. Benim susuzluğumu ancak tövbekar kulların gözyaşları giderir. - Anlamadım dedi adam meraklı gözlerle seccadeye - Ağlarım çünkü Allah'ın kulları; kabrinin aydınlığa ulaşmasını, karanlıklarda kalmamayı, o kutlu günde aydın olmayı isterler. İsterler de bu vakitte kalkıp iki rekat teheccüt namazı kılmazlar. Hep bakarım sana, bir günde kalkıp şükür için iki rekat namaz kılmazsın. -Beni rahat bırak deyip döndü adam. Seccade devam etti. - Ey Allah'ın kulu; bak işte sabah namazının vakti geldi. Ezanlar; namaz uykudan hayırlıdır diye sesleniyor. Ah sabah namazı , ah bu sabah namazı ! Namazlar arasında müstesnadır. Hem kalbe hem de ruha hayat veren bir iksirdir o . Yetmiyor mu ? gece gündüz dünya için koşuşturduğun , Aziz ve Kahhar olan Allah'ın çağrısına neden icabet etmezsin!!! Adam iyice sıkılarak: -Ey seccadem, beni rahat bırak . Gündüz yeterince yoruluyorum, biraz ... Devamı

25 07 2008

Bu Gece Seccadeni Göğe Ser...

Ansızın bölünen bir uykuyum bugün, gecenin koyu karanlığında, yağmurun ıslatıp hırpaladığı… Bak dinle, her şeyin ve herkesin sustuğu bir vakit, bir ağıt duyacaksın bu gece, ansızın uykunu bölen ve içinin duvarlarını delen bir ağıt. Bir ağıt…İçini susturmaya çalıştığın saatlerde, kapı eşiğine süzülmüş, öylece sessiz zaman kollayan, bir kadın entarisi giyinmiş, kalbi ortasından yarılmış, hiçbir dilde olmayan, bir ağıt duyacaksın…Bu gece seccadeni göğe ser ve uyuma! Çünkü dünyanın bütün ağıtları kapını bir bir çalacak, izin istemeden sana hikayeler anlatacaklar. Kadın çığlıklarına uyanacaksın! Bir yerde yarım kalmış bir kadın, boğazına sarılacak bu gece! Bir kadın, giyemediği bütün entarilerin hesabını soracak…Ve başka bir kadına çöpe attığın en son bayat ekmeğin, hesabını vereceksin bu gece! Asla kazanılamayan savaşlar meydanında, yani gerçekte kimsenin galip olamadığı bir dünyada, yegane güce sığındığında, bütün ağıtların dilini çözeceksin. Bir düşün… Ölü bir çocuk yüzüne, kaç ağıt sığdırabilirse bir anne, bugün o kadar ağıt yakılacak şehrinde. Ve bütün ‘’la yüs’el’’ lere inat, soracaksın, iniltili cümlelerin ezik senfonisine, neden, niçin, neden, niye…?Yegane bir gücün herkesi izlediğini ve bütün ağıtlarımızı herkesten önce ve herkesten çok duyduğunu unutarak, soracaksın… Mesela bir zalime içinden kin güderken, bir zindanda insanlığı ararken,bir bebeği toprağa bırakırken, bir ağıt sesi içinde yankılanırken… Soracaksın illaki. İllaki aklınla yola koyulacaksın. Hayır! Önce kadınlar tanımalısın, kan kokusu eteklerine sinmiş ve etekleri bahar çiçeklerine hiç ... Devamı

25 07 2008

Bir Profesörün İlk Namazı (Prof. Jeffrey Lang )

Amerika'nın muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof. Jeffrey Lang İslam'a giriş hikâyesini yazmış olduğu 'Melekler soruncaya kadar' (Even Angels Ask: A Journey to Islam in America) isimli eserinde derin felsefi düşüncelerle, ruhani duygular arasında ilk namazını şöyle dile getiriyor:"Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelerini gördüm, bana: "Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın" dediler. Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri duymazlıktan gelerek, hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar verdim. O gece, loş ve küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri eksersizlerini yaptım, namazda okunacak bazı surelerin Arapça okunuşlarıyla İngilizce anlamlarını ezberlemeye çalıştım. Bu çalışmalar saatlerce devam etti.İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya karar verdim. Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı açarak, mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki talimatları dikkat ve incelikle bir bir uyguladım. Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve kapalı olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa yöneldim, derin bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle Allahu Ekber dedim. Kimsenin beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş Fatiha suresi ile kısa bir sureyi Arapça olarak okudum. Öyle zan ediyorum ki herhangi bir Arap beni dinlemiş olsaydı benim okumamdan bir şey anlamayacaktı. İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik hissettim, çünkü hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız olduğumu hatırlayınca sevindim. Subhane Rabbiyel azim dediğimde kalbimin hızla ça... Devamı