« Önceki |

5/6/2008

tahta at

Baba ve iki küçük çocuğu ormanda gezintiye çıkmışlardı. Bir süre yürüdükten sonra çocuklardan biri, “Baba, çok yoruldum” dedi. “Beni

kucağına alır mısın?”

Baba yürümeyi sürdürerek yanıtladı oğlunu:

“Üzgünüm seni kucağıma alamam” dedi. “Ben de çok yorgunum.”

Çocuk aldığı yanıttan hoşlanmamıştı, bu kez ağlamaya başladı. Baba tek sözcük etmeden durdu ve ağaçtan bir dal kesti. Dalı bıçakla düzeltti ve

oğluna verdi. “ Al oğlum, sana güzel bir at”, dedi.

Çocuğun gözleri mutlulukla ışıldadı. Büyük bir coşkuyla sıçrayarak ata bindi ve atına vurarak evine doğru yürümeye başladı.

Baba kendilerini şaşkınlıkla izleyen kızına döndü bu kez:

“İşte yaşam budur kızım” dedi.

“Bazen çok yorulduğunda kendini hayata bağlayacak bir şey ararsın”

5/6/2008

4 eşli padişah

> Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten kralın 4 eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini severmiş, bir dediğini iki etmez her
> şeyin en iyisini, en güzelini ona verirmiş.
> Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün
> kendisini terk edeceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş.
> İkinci eşini de severmiş kral. Kendisine karşı her zaman iyi ve
> sabırlı davranan eşi, kralın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında
> bulunur sorunun çözümünde ona destek verirmiş.
> Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Onu en çok seven, karşılık
> beklemeden seven, sağlığına ve hükümdarlığına en büyük katkıyı sağlayan
> bu eşi olmasına rağmen, kral birinci eşini sevmezmiş ve onunla hiç
> ilgilenmezmiş.
> Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini
> anladığı ve öldükten sonra yapayalnız kalmaktan çok korktuğu için,
> eşlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak
> isteyebileceğini öğrenmek istemiş.
>
> En çok sevdiği dördüncü eşine ölüm yolculuğunda kendisine eşlik
> etmek ister mi diye sorduğunda aldığı yanıt kalbine bıçak gibi saplanan
> kısa ve net "mümkün değil" olmuş...
> Hayatım boyunca seni sevdim. Sen benimle birlikte ölmeyi kabul
> eder misin sorusuna üçüncü eşi de "hayır hayat çok güzel. Sen ölünce ben
> yeniden evleneceğim" diye yanıt vermiş.
> Kral bir kez daha yıkılmış.
>
> Her sorunumda her zaman yanımda olan bana yardım eden sendin bu
> sorunumda da bana yardımcı olur musun talebine karşı ikinci eşinden;
> "bu sorunun için hiçbir şey yapamam, olsa olsa sana mezarına kadar eşlik
> eder, güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım" karşılığını
> almış.
>
> Büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta olan kral birinci eşinin
> sesi ile irkilmiş.
>
> "nereye gidersen git
> seninle olurum, seni takip ederim..."
>
> Ah diye inlemiş kral;
> "keşke bir şansım daha
> olsaydı..."

>
> Yaşamda Hepimiz 4 Eşliyiz Aslında;

>
> * Dördüncü eşimiz vücudumuz.
> Onun güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba
> harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir.

> * Üçüncü eşimiz sahip olduğumuz servetimiz ve
> statümüzdür.
> Ölür ölmez başkalarına yar olacaktır.

> * İkinci eş; ailemiz ve dostlarımızdır.
> Tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son
> yapabilecekleri şey bu dünyadan gözleri yaşlı bizi uğurlamak olacaktır.

> * Birinci eş ise ruhumuzdur.
> Bizimle gelir.


> UNUTMAYIN !...

> * Yediklerimiz değil, hazmettiklerimiz bizi güçlü kılar.
>
> * Kazandıklarımız değil, biriktirdiklerimiz bizi zengin yapar.
>
> * Okuduklarımız değil, hatırladıklarımız bizi bilgili yapar.
>
> * Başkalarına verdiğimiz öğütler değil,

> Bizzat uyguladıklarımız bizi
> insan yapar.

2/4/2008

ALLAH CEZA VERMEKTE ACELE ETMEZ

Mâneviyat büyüklerinden biri, bir yolda giderken, devrin zaliminin atını koşturarak arkadan geldiğini görmüş, fakat ona saygı için yoldan kenara çekilerek, başını yerlere doğru eğmemiş. Buna hiddetlenen zalim, Allah adamının yanından geçerken, elindeki kamçısıyla ona insafsızcasına vurmuş ve atını mahmuzlayarak hızla ilerlemiş.
Zalimin kamçısı canını yakmış olan mazlum:
– Seni Allah’a havale ediyorum. O bana yeter, demekle iktifa etmiş.
Biraz ileriye varınca, zalimin atının, bir kuştan ürkerek üzerindekini yere çarpıp kaburga kemiklerini kırdığını, hayretle görmüş.
Yerde inleyerek yatan zalim:
– Sana ettiğim zulmün cezası olarak, Allah beni yere çarptı, görüyor musun? demiş.
Fakat Allah adamı itiraz etmiş:
– Hayır, hayır senin kaburga kemiklerinin kırılışı bana ettiğin zulümden dolayı değildir. Çünkü Allah bir zulmün cezasını, böyle acele vermez. Olsa olsa, senin bu cezan, çok evvel âhını aldığın bir başka mazlumun bedduasındandır. Bana vurduğun kamçının cezası, ilerde verilecektir, demiş.